Kapat
Reklam Alanı
Genel 262 0

Atatürk’ün İslamiyet Hakkında ki Düşünceleri

Osmanlı Cihan Devleti’nin tarih sahnesinden sancılı bir şekilde çekilmesinin ardından kurulan Türkiye Cumhuriyeti döneminde en ciddî çalkanmalardan biri dini alanda olmuştur. Bunda dinin Osmanlı Devleti’nde en belirleyici etken olduğunun tesiri büyüktür.

Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra da bu etki devam etmiş ve Cumhuriyet döneminde de din en çok konuşulan meselelerin başında gelmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal de özellikle din ile olan ilişkileri konusunda hakkında çok konuşulan liderlerden biri olmuştur. Gazi Mustafa Kemal’in tartışmaların içinde yer almasının sebebi yaptığı bazı yenilikler ve inkılâpların farklı anlaşılmasından kaynaklanmıştır.

Tartışmaların ortasında kalan Gazi Mustafa Kemal’in çalışmalarına farklı bir cepheden bakan bazı kesimler, Cumhuriyet’in kuruluşundan sonra yaşanan bazı olumsuzlukları ileri sürerek Atatürk’ün din ile uzaktan yakından ilgisi olmadığını ileri sürmüşlerdir. Hâlbuki Gazi Mustafa Kemal’in hayatı incelendiğinde gerçeğin hiçte öyle olmadığı kendiliğinden ortaya çıkmaktadır.

Gazi Mustafa Kemal, her şeyden önce bir İstiklâl mücadelesi kazanmış ulusun lideri olması ve birçok savaşlara girip çıkarken yaralanması sebebiyle Gazi’dir ve bu unvan ona lâyıkıyla verilmiştir. Atatürk’te Gazi unvanını seve seve kabul etmiştir. Bilindiği üzere gazilik İslâm dininde şehitlikten sonra gelen en yüce mertebelerden biridir.

Gazi Mustafa Kemal’in hem konuşmalarını hem de kaleme aldığı eserleri inceleyenler onun İslâm dini, Peygamberimiz ve Kur’an hakkında yüzlerce övücü sözünü görebilirler. Yine bu eserleri inceleyenler Gazi Mustafa Kemal’in İslâmiyet, Kur’an ve Peygamberimiz hakkında en ufak bir kötü sözünü gösteremezler.

Gazi Mustafa Kemal, birçok konuşmasında, Allah’tan, İslâm’dan, Kur’an’dan saygı ve bağlılıkla bahsetmiş, Peygamber Efendimizi övmüş ve Türk ulusuna gerçek dine sarılmayı ve daha dindar olmayı tavsiye etmiştir.

Gazi Mustafa Kemal, Türk Milletinin dindar olmasını ve dini değerlerini muhafaza etmesini, “Din lüzumlu bir müessesedir. Dinsiz milletlerin devamına imkân yoktur”; ” Din vardır ve lazımdır.” sözleriyle teşvik etmiştir. Milletini, batıl inanışlardan arındırmayı ve gerçek dine yönelmeyi gaye edinmiştir.

Berat Şimşek {Berat Şimşek}

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir